Günlerim sarayın batı kanadında boş boş geçiyordu. Pencereden dışarıya bakmak dışında yaptığım hiçbir şey yoktu. Daren sonunda o haberi vermişti: Karaen ve Elarys evlenmişti. İçimde öyle bir sıkıntı vardı ki, patlayacak gibi hissediyordum. Daha fazla bekleyemezdim, dolaşmam gerekiyordu.
Ta uyanışımdan beri sarayı sadece kendi odam ve Karaen'in çalışma odasıyla biliyordum. Batı kanadının geri kalanını hiç keşfetmemiştim. Merakımı yenemedim ve adımlarımı karanlık koridorlara doğru attım. Batı kanadı, güneyin ışık dolu kısmından çok farklıydı; karanlık ve kasvetli, havası ağırdı.
Koridorlarda yürürken ani bir ah sesiyle durdum. Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başladım. Batı kanadında bazı görevliler dışında neredeyse kimse olmazdı; bu da sessizliği daha da derinleştiriyordu.
Sesin geldiği koridor boyunca yürümeye başladım. Ve koridorun sonuna ulaştım.
Sesin geldiği yerde kocaman bir kapı vardı, muhtemelen odaya açılıyordu. Kapı aralıktı. Zihnim sürekli kaçmam gerektiğini fısıldasa da merakıma yenik düştüm ve aralıktan bakındım.
+18 sahne dikkat!!
Elarys, yatakta boylu boyunca uzanmıştı ve Karaen iki bacağının arasında içine girip çıkıyordu. Odada yalnızca tenlerinin birbirine çarpma sesi duyuluyordu. Karaen yüzünde büyük bir arzuyla bir yandan elarysin içine girip çıkarken bir yandan da göğüslerini emiyor, ısırıyordu. Elarysin inlemeleri odadaki tenin birbirine çarpma sesiyle uyumluydu. İkisi kendi dünyalarına öyle dalmışlardı ki, yanımdaki varlığımı fark etmediler.
Kapıya doğru ilerledim, nefesimi tutarak yavaşça dokundum. Tam kapıyı kapatırken, Karaen'in gözlerinin belli belirsiz beni gördüğünü hissettim. Kalbim bir an duracak gibi oldu, omuzlarımı ürperti sardı. kapıyı sessizce kapatıp odama doğru koştum.
Odama vardığımda nefesimi toparlamaya çalıştım, ama kalbim hâlâ deli gibi atıyordu. Karaenin vücudu gerçekten mükemmeldi o karın kasları yakışıklı kemikli yüzü ve kaslı kalçaları ve bacakları yutkunmama sebeb olmuştu. Karaeni her gördüğümde onu bu şekilde gözümün önüne geleceğini biliyordum. Neden böyle hissettiğimi bilmiyordum. Bu beden benim değildi, ama bir şekilde o sahneye karşı tepki veriyordu. Kıskançlık mı, merak mı, yoksa sadece tuhaf bir rahatsızlık mıydı? Hiçbir şeyden emin değildim.
Gece boyunca yatakta dönüp durdum. Her gözüme kapının aralığı geldiğinde kalbim hızlanıyor, Karaen'in gözleri aklıma geliyor, ve o anı zihnimden silmeye çalışırken daha da derine gömüyordum. Kendi bedenim bana ait değilmiş ve kendi hafızası vatmış gibi davranıyor, ama ben Mira olarak anlam veremiyordum.
Merak, içimde sinsi bir ateş gibi yanıyordu. Karaen'in beni fark edip etmediğini, Elarys'in bunu hissedip hissetmediğini düşünmekten kendimi alamıyordum. Kafam karmakarışıktı; bir yanda bedene ait duygular vardı, bir yanda Mira olarak ne hissettiğimi çözemiyordum.
Gecenin sessizliğinde yalnızca kalbimin atışı vardı. Bu sessizlik, içimdeki çalkantıyı daha da derinleştiriyor, beni hem korkutuyor hem de bir tuhaf şekilde çekiyordu. Ve fark ettim ki, bir kez görmüştüm, ama bu sahne zihnimden asla silinmeyecekti.
