Ders zili çaldığında sınıf yavaş yavaş boşaldı.
Sandalyeler geri itildi. Çantalar omuzlara alındı. Günün sıradan yorgunluğu öğrencilerin yüzlerine ince bir gölge gibi yerleşmişti. Tahtadaki sayılar silinmişti ama tebeşirin bıraktığı beyaz iz hâlâ duruyordu.
Suko en son çıkanlardan biri oldu.
Kapıdan geçtiğinde koridorun sessizliği onu karşıladı.
Güneş ışığı uzun camlardan içeri giriyor, zeminde keskin şeritler oluşturuyordu. Her adımda ayakkabısının çıkardığı hafif ses yankılanıyordu.
Her şey normaldi.
Ama o normalliğin arkasında… bir beklenti vardı.
Suko yürümeye devam etti.
Bir köşeyi döndüğünde hava aniden ağırlaştı.
Bu, bir baskı değildi.
Daha çok… sahnenin büyümeye hazırlandığını haber veren bir yoğunluktu.
Karşısında bir figür duruyordu.
Ne bağırdı.
Ne tehdit etti.
Sadece durdu.
Ve varlığıyla "şimdi bir şey olacak" duygusunu gerçekliğin içine yerleştirdi.
Suko da durdu.
Bir süre kimse hareket etmedi.
Sonra figür aniden ileri atıldı.
Mesafe yok oldu.
Koridorun dar alanı bir anda genişlemiş gibi hissedildi. Duvarlar uzaklaştı. Zemin gerildi. Yumruk Suko'nun bulunduğu noktaya indi.
Bir çarpışma sesi beklenirdi.
Gelmedi.
Suko yarım adım geri kaydı.
Hamle ıskaladı.
Ama bu bir kaçınma değildi.
Sanki o yumruğun isabet etmesi gereken sahne, o noktada geçerli olmaktan çıkmıştı.
İkinci saldırı geldi.
Bu sefer daha hızlı.
Hava yırtıldı.
Camlar titreşti.
Koridorun ışığı bir an karardı.
Suko elini kaldırdı.
Ve tam o anda…
Görünmez bir şey yerine oturdu.
"O anda Suko Yazarın Kalemine adepte oldu."
Ses çıkmadı.
Patlama olmadı.
Ama sahnenin arkasında duran bütün cümleler titredi.
Figürün üçüncü hamlesi yaklaşırken zaman tek bir doğrultuda akmıyordu artık.
Bir ihtimalde Suko vuruluyordu.
Başka bir ihtimalde figür geri savruluyordu.
Bir başka ihtimalde… koridor tamamen yıkılıyordu.
Ve aynı anda…
Hiçbiri kesinleşmiyordu.
Suko'nun bakışı sakindi.
Çünkü o artık hamleleri karşılamıyordu.
Hamlelerin hangi sonuçla yazılacağını hissediyordu.
Elini ileri uzattı.
Figürün yumruğu omzundan geçti.
Değmeden.
Durmadan.
Sanki çarpışma kavramı o temas noktasında geçici olarak askıya alınmıştı.
Zemin çatladı.
Ama çatlak ilerlemedi.
Çünkü yıkımın dramatik değeri… sessizce azaltılmıştı.
Figür geri çekildi.
Bu bir yenilgi değildi.
Bu… sahnenin merkezinin kaymasıydı.
Koridor tekrar daraldı.
Işık eski yerine döndü.
Sesler normale geldi.
Ama görünmeyen bir yerde bir kalem hâlâ kararsızdı.
Yazılacak cümle bekliyordu.
Suko nefes verdi.
Bir adım attı.
Figürün varlığı silinmedi.
Ama önemini kaybetti.
Tıpkı biraz önce gerçekleşmesi gereken büyük bir anın… hatırlanmadan geçip gitmesi gibi.
Suko yürümeye devam etti.
Koridorun sonuna geldi.
Pencereden dışarı baktı.
Gökyüzü sakindi.
Bahçede öğrenciler hâlâ konuşuyordu.
Hayat devam ediyordu.
Dövüş olmuştu.
Ama bir zirveye dönüşmemişti.
Bir sonuç doğmuştu.
Ama ilan edilmemişti.
Hikâye ilerliyordu.
Çünkü artık kalemin yönü… tek bir iradeye bağlı değildi.
