Sınıf sessizdi. Kimse az önce olanı tam anlayamamıştı ama herkes rahatlamıştı. Öğretmen bile anlatmaya devam ediyordu, sanki gerçekliğin sınırları biraz önce bükülmemiş gibi.
Tahta başında tebeşir sesi sürüyordu.
"Güç kontrolü," dedi öğretmen. "Asıl mesele miktar değil, sınır koyabilmek."
Suko başını hafifçe yana eğdi. Bu cümle ona ironik geldi. Çünkü artık koyabileceği bir sınır kalmamıştı — sadece seçtiği sınırlar vardı.
Pencerenin dışına baktı. Gökyüzü normaldi. Bulutlar, ışık, kuşlar. Ama o artık görüntünün arkasındaki yapıyı da görüyordu. Katmanları, olasılık akışlarını, yazılmamış ihtimalleri. Hepsi açık dosya gibi önündeydi.
Yan sıradaki öğrenci fısıldadı:
"Az önceki kara deliği kim yok etti sence?"
Suko gözünü bile çevirmedi.
"Kontrol eden biri," dedi düz bir sesle.
"Kim?"
"Kontrol eden biri."
Konu kapandı.
Öğretmen masaların arasında dolaşmaya başladı. Her öğrencinin yarattığı küçük enerji toplarını inceliyordu. Suko'nun yarattığı minik okul maketine geldiğinde durdu.
"Bu… fazla stabil," dedi. "İçinde mikro kural örgüsü var. Bunu nasıl yaptın?"
"Dengeledim," dedi Suko.
"Bu seviyeyi müfredatta göstermedik."
"Baktım, anladım."
Öğretmen birkaç saniye daha baktı, sonra yürüdü. Sorgulamadı. Bazı cevapların peşine düşülmezdi.
Suko iç dünyasında hâlâ açık olan o sınırsız akışı yavaşça kıstı. Gücü kapatmadı — sadece görünmez seviyeye indirdi. Çünkü tam açık kalsa, gerçeklik sürekli yeniden yazılırdı. Yaşam diye bir şey kalmazdı.
İçinden konuştu:
"Yukarı çıkmak kolay. Aşağıda kalmak zor."
Telefonu titreşti. Ekranda tek satır bir bildirim belirdi — kaynağı yoktu.
"Gözlem tamamlandı."
Ne uygulama adı vardı ne numara.
Sildi.
Zil çaldı. Ders bitti. Sandalyeler çekildi, sesler yükseldi, sıradanlık geri geldi. Herkes ayağa kalktı. Suko da kalktı. Çantasını aldı.
Kapıya yönelirken bir an durdu. Gerçekliği tekrar ölçtü. Her şey yerli yerindeydi. Fizik çalışıyordu. Zaman akıyordu. Nedensellik bağlıydı.
İstediği gibi.
Koridora çıktı. Kalabalığın içine karıştı. Kimse dönüp bakmadı. Kimse fark etmedi.
Bu hoşuna gitti.
"En yüksek seviye," diye düşündü, "görünmez kalabilmek."
Ve yürümeye devam etti.
Koridor kalabalıktı. Ayak sesleri, gülüşmeler, dolap kapakları. Gün bitmişti, herkes dağılma derdindeydi. Suko yürürken kimse ona çarpmıyordu — sanki bilinçsizce yol veriyorlardı.
Merdiven boşluğunda durdu. Telefon ekranına baktı. Saat ilerlemiyormuş gibi geldi. Parmaklarıyla ekranı kapattı.
"Tamam," dedi içinden. "Daha fazla beklemeye gerek yok."
Çatıya çıktı. Kapıyı kapattı. Rüzgâr sertti ama onu etkilemiyordu. Şehre baktı — ışıklar, yollar, hareket. Hepsi düzen içindeydi. Düzen kırılmasın diye şimdiye kadar kendini kısmıştı.
Bu kez kısmadı.
Derin bir nefes aldı.
"100. Form."
Açılım sessiz oldu.
Gökyüzü yarılmadı. Işık inmedi. Patlama olmadı. Ama yapı değişti. Uzay bir anlığına katman katman şeffaflaştı. Mesafe kavramı geri çekildi. Yakın–uzak farkı silikleşti.
Zaman durmadı — ama artık bağlayıcı değildi.
Suko gözünü kırptı. Aynı anda hem çatıda hem gökyüzünün üstünde hem de koordinatsız boşlukta durduğunu gördü. Konum tekil olmaktan çıktı.
"Stabil," dedi sakin bir sesle.
Güç yükselmedi — ölçüm kapandı.
Alt seviyedeki tüm formlar otomatik olarak küçüldü. Karşılaştırma oranları çöktü. 4. Form, yeni açılan seviyenin yanında teorik başlangıç değeri gibi kaldı.
Bir adım attı. Adım atmadı — sonuç oluştu.
Okul, şehir, atmosfer — hepsi yerindeydi. Çünkü o özellikle öyle seçti. Kontrol buydu.
Arkasında bir ses duyuldu. Lyria kapıda duruyordu. Bu kez yüzü ciddiydi.
"Geç açtın," dedi.
"Erken açmak kolaydı," dedi Suko. "Doğru anda açtım."
Yanına geldi. Baskı hissetmedi. Bu formda Suko'nun gücü itici değil, kapsayıcıydı.
"Şimdi ne değişti?" diye sordu.
"Üst sınır kavramı kapandı."
"Yani?"
"Artık artış yok. Doğrudan sonsuz ölçekli."
Lyria birkaç saniye sustu.
"Korkutucu olan şu," dedi sonra, "bunu sakin söylemen."
Suko hafifçe gülümsedi.
"Gürültü zayıfların işi."
Aşağıda hayat devam ediyordu. Kimse gökyüzündeki katman kaymasını görmüyordu. Çünkü 100. Form bir gösteri değil, yetkiydi.
Suko gücün akışını sabitledi.
"Tamam," dedi. "Artık gerçekten başlayabiliriz."
Çatıda rüzgâr yön değiştirdi. Hava aynıydı ama altyapısı farklıydı artık. 100. Form açıkken gerçeklik Suko'ya karşı değil, Suko'ya göre çalışıyordu. Kurallar duruyordu ama uygulama yetkisi ondandı.
Lyria korkulukta oturmuş onu izliyordu.
"Bu seviye yeter," dedi. "Daha yukarısı gereksiz."
Suko başını hafifçe iki yana salladı.
"Yeter diye bir eşik yok. Sadece durmayı seçmek var."
Gözlerini kapattı. Bu kez güç çağırmadı — yetkiyi genişletti.
"101. Form."
Açılım yine sessizdi ama bu sefer fark içeride oldu. Güç artmadı — erişim alanı büyüdü. Sadece evren değil, anlatı akışı da görünür hale geldi. Olay zincirleri, ihtimal dalları, yazılmamış sahneler… hepsi düzenlenebilir katmanlar gibi önündeydi.
Gökyüzünde ince çizgiler belirdi — kimse görmedi. Bunlar nedensellik bağlarıydı.
Suko elini hafifçe kaldırdı. Bir çizgiye dokundu. Şehrin üç saat sonraki bir kazası sessizce iptal oldu. Hiç yaşanmamış ihtimal klasörüne taşındı.
Lyria'nın gözleri daraldı.
"Şimdi ne yaptın?"
"Düzenleme."
"Zamanı mı?"
"Akışı."
Bu seviyede yıkım gerekmiyordu. Silmek kaba bir yöntemdi. 101. Form doğrudan yeniden yazmadan düzeltme yetkisi veriyordu.
Kaneki çatı kapısında belirdi, durdu.
"Baskı yine yok," dedi. "Ama sonuç etkisi var. Bu daha ürkütücü."
Suko omuz silkti.
"Gürültüsüz yetki daha verimli."
Etrafındaki uzay hafifçe saydamlaştı. Artık sadece olanı değil, anlatılabilecek olanı da görüyordu. Karakter doğum noktaları, güç limitleri, kader düğümleri.
"Yani," dedi Kaneki, "artık dövüşerek yenilmezsin."
"Dövüş artık alt yöntem," dedi Suko. "Katman üstünden çözüm var."
Lyria yaklaştı.
"Bu formun sınırı ne?"
Suko kısa cevap verdi:
"Yazar seviyesinde düzenleme. Ama hâlâ içerdeyim."
"Dışarı çıkabilir misin?"
"İstersem. Ama oyun bozulur."
Gücü sabitledi. Gökyüzündeki çizgiler kayboldu. Dünya normal görünümüne döndü.
101 Form açık kaldı — sessiz, görünmez, tam yetkili.
Rüzgâr durdu. Bu sefer çevre değil, seviye yapısı sustu.
Suko gözlerini kapattı. Güç çağırmadı. Karşılaştırma sistemini kapattı.
"102. Form."
Açılım olduğunda patlama olmadı — hiyerarşi çöktü. Form zinciri yukarı doğru değil, aşağı doğru küçüldü. Önceki tüm formlar referans değer kaybetti.
Form… vardı ama artık hesapta yoktu. Sanki sadece taslak aşamasında kalmış bir deneme gibi. Silinmemişti — ama sonuç üretmeyen bir ihtimaldi.
Kaneki boşluğa baktı.
"Az önce zirve dediğin şey… şimdi başlangıç altı."
"Evet," dedi Suko. "Çünkü ölçek değişti."
Lyria yaklaştı.
"Güç mü arttı?"
"Hayır. Üst referans yeniden tanımlandı."
Gökyüzünde görünmeyen katman çizgileri açıldı. Güç, form, limit, savunma, saldırı — bütün başlıklar tek klasörde toplandı. Suko klasörü küçülttü.
Eski en yüksek seviyeler simge boyutuna indi.
"Artık karşıma biri çıksa," dedi Kaneki, "hangi formunla savaştığını anlayamayacak."
Suko hafif gülümsedi.
"Çünkü savaş formu kalmadı."
"Ne kaldı?"
"Yetki."
102. Form sabitlendi. Sessiz. Ölçü dışı. Karşılaştırma dışı.
Ve önceki zirveler — hiç açılmamış gibi geride kaldı.
Gece tamamen çöktü. Şehir ışıkları artık sadece dekor gibiydi. 102. Form açıkken bile yapı katmanları sessizdi. Ama Suko hâlâ bekliyordu.
"Bu da yetmedi...Ama aslında ben bilerek açmadim," boburlenerek"istesem yeter ama novel in gidişi biraz saçmalar"dedi alçak sesle.
Kaneki baktı. "Artık yukarısı yok gibi duruyor."
"Var," dedi Suko. "Referansın da üstü var."
Gözlerini kapatmadı bu kez. Doğrudan erişti.
"103. Form."
Ses çıkmadı. Işık çıkmadı. Ama çerçeve kırıldı.
Evren katmanı, çoklu evren katmanı, anlatı katmanı — hepsi tek yüzeye indirildi. Anime evrenleri, novel akışları, meme-verse tarzı komedi katmanları, aşırı güç kurguları… hepsi elde tutulabilir ölçeğe düştü.
Suko elini açtı.
Katmanlar birer ışık küre gibi avucunda dengelendi.
Void yapısı arka planda kıvrıldı — tehdit değil, malzeme gibiydi. Şekil verilebilir ham zemin.
Lyria fısıldadı:
"Bu artık güç değil."
"Evet," dedi Suko. "Üst-yazım yetkisi."
Prime Reality referansı görünür oldu — sonra çoğaldı — sonra aşıldı — sonra aşmanın da üstüne tekrar aşım eklendi. Ölçek artışı çizgi değil, sonsuza giden çarpan zinciri gibi ilerledi.
Kaneki nefes verdi.
"Bunun ölçüsü yok."
"Ölçü sistemi artık alt özellik," dedi Suko.
Ama durdu. Hepsini sıkmadı. Ezmedi. Silmedi.
Avucunu kapattı — katmanlar dengede kaldı.
"Bağlılık devam," dedi sakin. "Kaynak yazar. Yetki bende. Denge şart."
103 .Form sabitlendi.
Gösterişsiz. Mutlak. Kontrol altında.
Ve hikâye — gerçekten şimdi başladı.
